SORDUNMU KENDINE BENı

Aşağa gitmek

SORDUNMU KENDINE BENı

Mesaj tarafından esra Bir Çarş. Ara. 30, 2009 8:35 am

SOR KENDİNE BENİ Sor sevdiğim, Sonra kağıttan gemiler yap, Yelkenleri olmayan, Direkleri mavi bildiğim, Sor beni gördüğün her buluta, Sevdalıların hatırına, Geceleri yıldızlarda parlayan, Denizlerin suskunluğuna bırak beni, Ve çek gökyüzümü üzerine, Dalıp git hayallerin sonsuzluğuna, Çocuklar çıkarsa karşına, Gülümse, uzat ellerini, Ceplerinden çıkarıp verirler sana, Tenimde gizlenen dudak izlerini, Şaşırma, Sabah olacak birazdan, Sor beni yağmurlarına, Sor sevdiğim Ve pencereden bak bakabildiğin kadar, Gördüğün son noktada, Seni seyretmekteyim... Birbirimizi gömdügümüz yerden yükselen ve bizi geceleri hiç uyutmayan çigliklarla. Bazen bu çigliklara daha önce terk edip gittigimiz insanlarin çigliklari da karisiyordu... Sanki bizim de kendileri gibi zehirlendigimizi anlamislar gibi... Benim boslugum ona geçmis, onu boslugun bana geçmisti... Artik çaresizliklerimiz, zayifliklarimiz bize ait degildi, bizde sir degildi.. O kendimize sevdali, kendimize saplantili kanlarimiz birbirine karismisti... Birbirimizdeki o uzun, o büyük geceyi öpmüstük... Gecelerimiz birbirimize karismisti. Senin yüregin benim olmustu, benim yüregim senin olmustu... Isimlerimiz birbirine karismisti... Artik kendimi sen, diye anar olmustum. Sen kendini ben, diye sorar olmustun.... Birbirimizi öperken görmüstük o büyük bosluklarimizi... Birbirimizi zehirleyip gidecekken aslinda hiçbir yere gidemeyecegimizi anlamistik... Baksana günler ne çabuk karariyor artik... Sonra o uzun geceler basliyor. Asil dayanilmazi bu... Hep soruyorum kendime simdi benim gecemle, benim yüregimle, benim kanimla orada, uzaklarda ne yapiyorsun, diye... Asil dayanilmazi bu... Geceleri çigliklarini duyup birden uyaniyorum yatagimdan... Çünkü ayni sorulari sen de bana soruyorsun, biliyorum... Benim gecemle, benim yüregimle, benim kanimla orada, o uzaklarda ne yapiyorsun, diye... Yüzümün yarisi sende kaldi... Yüzümün yarisi öbür yarisina aglayip duruyor simdi SON BÖLÜM...SIKILMADAN OKUMANIZI TAVSIYE EDERIM..HOSÇAKALIN 10:26 Simdi onlari ödüyoruz.. Artik hiçbir ev, hiçbir yuva almaz bizi içine.. Lanetlendik... Artik nereye gitsek yoklugumuz karsilayacak bizi... Nereye gitsek disarida kalacagiz... Yoklugumu varliga çevir, gel artik benimle mahvol... Bensiz isimsiz kalmaktansa, benimle isimsiz kal, daha iyi... Bak yüzünün yarisi öbür yarisina agliyor. Eksik ve yarim kalmasin artik hayatimizda hiçbir sey... Bari bunu tamamlayalim... Gel birlikte mahvolalim... 'Yüzünün yarisi çocuk / yarisi geçkin bir kadin / yüzünün yarisi öbür yarisina agliyor / yüzün kendisini ariyor... / Ask kaçmis gözlerine / yasanmamis yillarin sana agliyor / zaman parçalanirken ellerinde / ölü kelebekler yastigin oluyor... / Ölü kelebekler / hepsi daha degerli erkeklerinden erkeklerinin kaniyla beslenen / ölü kelebekler... / hepsi daha degerli ömründen....' ÖLÜ KELEBEKLER DEVAMI YORULDUM ARTIK 10:24 Kim kimi kendisi için daha uysal, daha itaatkar, daha evcil yapacakti... Herkes kendisini digerinden daha kusursuz buluyor, böyle gördügü için her seyi kendisinde hak olarak görüyordu... O beni kiskandigi zaman bunu sevgi diye gösteriyor, ben onu kiskandigim zaman bu onun gözün hiç de soylu bir davranis olmuyordu... Durmadan birbirimizde suçluluk duygulari uyandirmaya çalisiyorduk... Aramizdaki gizli bir savas baslamisti... Birbirimiz için yarattigimiz o sahte idoller çatlamaya baslamisti bir yerlerinden... Çünkü ne o benim istedigim gibi oluyordu, ne de ben onun istedigi gibi... Kimse kendi düzenini degistirmiyordu. Ben böyleyim beni böyle kabul et, sen bana uy, diyorduk birbirimize durmadan... Kimse bir digerine içini açmiyor, zayifligini, çaresizligini, asil önemlisi o büyük boslugunu göstermeye yanasmiyordu. Zayifliklarimizi birbirimize göstermemek için usta bir taklitçi gibi kiliktan kiliga giriyor, durmadan benlik degistiriyorduk... Kendimiz için aci çekiyorduk, birbirimiz için degil. Anlamak degil, anlasilmak istiyorduk. Bu trajik karsilasma degil, o deva bulmaz dertlerimiz için degil kendimiz için agliyorduk, agladigimiz zamanlarda... Birbirimizi özledigimiz için degil, kendimize duydugumuz o derin hasretle kosuyorduk bulusma yerlerine... Yorulmaya, tükenmeye baslamistik... Ikimizin de bekledigi o an yavas yavas gelmeye baslamisti... Kim kimi en çiplak, en zayif aninda o zehirli öpücügüyle öpecek ve onu orada bir basina, o en çaresiz aninda birakip gidecekti... Kim kazandigi anda öbürünü terk edip gidecek ve bir daha aramayacakti... Durmadan birbirimizin en kirilgan, en çaresiz anlarini gözlüyorduk. Benliklerimizi zayiflatmak, güçsüz birakmak için hiç olmadik sebepler yaratip birbirimize ayrilik senaryolari hazirliyor, bu senaryolarda karsimizdakine terk edilmis rolü veriyor, onun bu roldeki gücünü siniyorduk, ama bunlar hiçbir ise yaramayinca yeniden bir araya geliyorduk.

esra
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz